Açıklama
Osmanlı Devleti ile Rusya’nın ilişkileri asırlar önce başlamış ve iki devlet arasında önemli savaşlar meydana gelmiştir. Rusya, Çariçe II. Katerina döneminden itibaren bir dünya devleti olma politikasını benimsemiş, Boğazlar, Kafkaslar ve Balkanları ele geçirmek üzere savaş dahil her türlü yolu denemiştir. 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile hedeflerine bir hayli yaklaşan Rusya, Osmanlı tabiiyeti altında yaşayan Ortodoksların himayesini elde ederek yakaladığı her fırsatı değerlendirmiş ve onları kışkırtmaya çalışmıştır. 1825 yılında Rus Çarı I. Nikola’nın tahta çıktığı andan 1841 Boğazlar Sözleşmesi’ne kadar pek çok avantajlı durumu ele geçiren Rusya, 1853 yılına geldiğinde özellikle Boğazlar üzerindeki hedeflerine ulaşmak için son noktayı koyabilmek amacıyla yeni bahaneler aramaya başlamış ve elindeki azınlıklar kozunu yeniden devreye sokmuştur. Bunun dışında Kudüs’teki kutsal yerlerin gözetimini bahane ederek yeni bir sorun ortaya çıkaran Rusya kendi ürettiği bu sorunların çözümüne kadar garantör olarak Eflâk ve Boğdan’ı işgal etmiştir. Rusya’nın Balkanlar ve Boğazlar üzerindeki talepleri olayı uluslararası bir sorun boyutuna taşımıştır. Rusya’nın Doğu Akdeniz üzerinde etkin bir konuma gelme ihtimali karşısında son derece hassas davranan İngiltere, o güne kadar Rusya’yı Karadeniz’e hapsetme siyaseti güderken bu tarihten itibaren bununla da yetinmeyerek Rusya’nın denizlerdeki varlığını tümüyle yok etme siyasetine dönmüştür. Bu safhadan sonra Osmanlı Devleti’nin İngiltere, Fransa ve sonradan ittifaka dahil olan Sardunya ile Rusya’ya karşı çarpıştığı tek ve XIX. asrın en önemli savaşlarından biri olan 1853-1856 Kırım Savaşı başlamıştır.
Bir anlamda ilk modern dünya savaşı hükmünde gerçekleşen Kırım Savaşı’nın safhalarını Osmanlı belgelerine yansıyan satırlardan takip etme imkanı verecek olan çalışma altı bölüm olarak planlanmıştır.
Diplomatik İlişkiler ismini verdiğimiz birinci bölümde yer alan belgelerde savaşın başlangıcına kadar gerçekleşmiş olan mekik diplomasisi, savaş devam ederken tarafların özellikle kendi haklılıklarını Avrupa kamuoyuna anlatabilmek için yayınlamış oldukları beyannameler, savaş sırasında ya da savaş sonunda yapılan ittifaknâme ve antlaşma benzeri diplomatik belgeler bulunmaktadır.
Islahatlar ile ilgili ikinci bölümde Osmanlı Devleti’nin gerek savaşsız bir şekilde sorunu halledebilmek amacıyla, gerekse hem müttefiklerin hem de Rusların talepleri üzerine kendi hukukuna zarar vermeyecek şekilde ülke içinde gerçekleştirmiş olduğu ıslahatlar ve bunların uygulamalarına dair belgeler bulunmaktadır.
Askerî Faaliyetler isimli üçüncü bölümde savaşın cereyânı ve safhaları, Rus ordu ve donanmalarının Eflâk-Boğdan, Karadeniz, Kırım ve Kars’daki konuşlanışları ve faaliyetleri ile müttefiklerin bunlara karşı aldıkları önlemler ve gerçekleştirdikleri harekâtlarla ilgili belgelere yer verilmiştir.
Savaş ve Ekonomi isimli dördüncü bölümde; zaten zor durumda olan Osmanlı maliyesinin Kırım Savaşı’nın getirmiş olduğu yeni yükleri karşılayabilmek amacıyla tarihinde ilk kez gerçekleştirmek zorunda kaldığı dış borç alımı, bunların geri ödemeleri, alınan borçların sadece savaşta kullanılmasını denetlemek üzere kurulan komisyon ve bu komisyonun faaliyetlerine ait belgeler bulunmaktadır. Ayrıca dış borç haricinde savaşın yükünü birlikte omuzlayabilmek amacıyla din ve ırk ayrımı yapılmaksızın tüm Osmanlı tebaasının devletin yanında nasıl kenetlendiğine yine bu bölümün belgeleri arasında şahit olmaktayız.
Göç dünya tarihinin en dramatik olaylarındandır ve savaşlar her dönemde din, ırk ve renk ayırdetmeksizin tüm toplumları etkileyen sosyal bir durumdur. Kırım Savaşı, Osmanlı Devleti’ni göç ve göçmen sorunlarıyla tanıştıran ilk savaş olma özelliğini taşımaktadır. Paris Antlaşması’nda “Savaş sırasında müttefiklerle birlikte hareket etmiş olsalar bile, Rus topraklarında yaşayan vatandaşlara karşı bir harekete girişilmeyeceği”ne dair özel bir hüküm olmasına rağmen akıbetlerinden endişe duyan Kırım Türklerinin müracaatları üzerine Osmanlı topraklarına bir göç hareketi yaşanmıştır. Muhacirlerin gelişi ile birlikte ihtiyaçlarının giderilmesi ve hayatlarını idame ettirebilmeleri amacıyla kendilerine yapılan yardımları da Muhâcirler ve İskân isimli beşinci bölümün belgeleri arasında görmekteyiz. Ülkeler birbirleriyle savaşsalar da savaşın, kendi şartları içerisinde gelişen âlicenap davranışlara şahit olmak mümkündür. Taltifât isimli altıncı ve son bölümde ise müttefik orduları içinde başarılı hizmetleri görülen askerî ve sivil görevlileri taltif etmek amacıyla verilen madalya, taltifnâme ve çeşitli hediyeler ile düşman saflarda mücadele etmiş olmalarına rağmen karşılıklı olarak Osmanlı ve Rus görevlilerine takdim edilen madalyalar ile ilgili belgeler yer almaktadır. 1856 Paris Barış Antlaşması’nın imzalanışının 150. yıldönümünde hazırlamış olduğumuz kitabımızı tüm dünyanın barış içinde yaşayacağı günlere ithaf ediyoruz.
Osmanlı Belgelerinde Kırım Savaşı isimli 84 konu başlığı ve 126 belgeden oluşan çalışmaya dördü kendi çizimimiz olan toplam 6 harita ve görsel malzemeler ilave edilmiş, ayrıca bir indeks hazırlanmıştır. Çalışmayı gerçekleştiren Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı uzmanlarına, diplomasi alanında yabancı yer ve şahıs isimlerinin okunuşunda çalışmamıza destek veren Filiz ATAY hanımefendiye teşekkür eder eserin ilgililere yararlı olmasını dilerim.
Doç. Dr. Yusuf SARINAY
Devlet Arşivleri Genel Müdürü, 2006


Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.