Açıklama
Antik çağlardan beri Doğu Anadolu’nun önemli merkezlerinden biri olan ve yakın zamana kadar Elazığ ile Bingöl (Çapakçur) arasındaki bölgeye adını veren Palu’nun ilk yerleşim merkezi, günümüzde ilçe sınırları dâhilinde bulunan Örencik (Hıraba) Köyü yakınındaki Şimşat Kalesi’dir.1 Burası, Bizans döne-minde Arsamosata, Ermeni prensliği döneminde Aşmuşat, diğer muhtelif döne-mlerde ise Balauos, Balu, Palao, Şebeteria, Romanapolis, Asmosata, Arsamsat, Arşemşat, Sumaysat ve Samsat gibi adlarla anıldı. Bölgede sırasıyla Sümerler, Subarular, Hurriler, Mittaniler, Hititler, Asur-lular, Urartular, İskitler, Medler, Persler, Makedonyalılar, Selevkoslar ve Part-lar, Romalılar ve Sasanîlerin hâkimiyeti yaşandı. III. yüzyıldan itibaren Roma ve Bizans devletleri bölgeye egemen oldular.
Palu, VII. yüzyılda Halife Ömer zamanındaki Arap akınları neticesinde İyaz bin Ganem tarafından fethedildi. Ancak kısa bir süre sonra Bizanslılar yeniden hâkimiyeti ele geçirdi. Sonraki yıllarda gerçekleşen Arap akınları da kalıcı sonuçlar vermedi ve bölgede istikrarsız bir dönem yaşandı. XI. yüzyılın son çeyreğinde ise bölgeye yapılan Türk akınları neticesinde Çubukoğulları Beyliği Palu’yu ele geçirerek Emir Çubuk beyliğin merkezini Palu olarak belirledi. Bu devirde bölgede sayısız savaş yaşandı. Bu savaşlar sonunda çeşitli grupların akınlarıyla çok sayıda göç gerçekleşti. Böyle bir ortamda Çubuk-oğulları Beyliği varlığını sürdüremeyerek bölgede Artuklular ve Harezmlilerin ardından Anadolu Selçuklu Devleti’nin hâkimiyeti görüldü. Anadolu Selçuklularının dağılmasının ardından Moğol, Karakoyunlu, Kadı Burhaneddin, Ak-koyunlu ve Safevî hâkimiyetleri yaşandı.
XVI. yüzyılın başlarında Safevilerin hâkimiyeti altında bulunan Palu, 1514 yılında Osmanlı ve Safevî devletleri arasında meydana gelen Çaldıran Savaşı sonunda Cemşid Bey ve Karaçinzade Ahmed Bey’in yoğun uğraşları sayesinde Osmanlı Devleti’nin egemenliğine geçti. Burada Cemşid Bey, Osmanlı Dev-leti’ne bağlılığını bildirince Palu bölgesi kendisine ve ailesine “yurtluk-ocaklık” ve “hükümet” statüsünde verildi. Bu dönemden itibaren askerî, idarî ve malî açılardan “hükümet”; adlî ve idarî bakımlardan da “kaza” statüsünü alacak olan Palu için Osmanlı belgelerinde yer alan “Palu Hükümeti” ve “Palu Kazası” ifadeleri hem idarî hem de coğrafî anlamda aynı bölgeyi ifade etti.
Palu, XVI. ve XVII. yüzyıllarda Diyarbekir Eyaleti’ne bağlı idi. XVIII. yüzyılın sonlarına doğru malî açıdan Maden-i Hümayun Emaneti’ne, XIX. yüzyılın ortalarına kadar da idari olarak Diyarbekir Eyaleti’ne tâbi oldu. 1846 yılında Diyarbekir Eyaleti’nden ayrılarak müstakil bir eyalet haline getirilen Harput’a Maden-i Hümayun Sancağı da bağlandığında bu sancağa tâbi olan kazalar arasında Palu da yer aldı. Palu’nun bu idari yapısı 1867 yılına kadar devam etti. Bu dönemde Harput’un adı Ma’mûratü’l-Aziz olarak değiştirildi ve tekrar Diyarbekir Vilayeti’ne bağlandı. Ayrıca 1875 yılında yapılan bir idarî düzenlemeyle Diyarbekir Vilayeti’nden ayrılarak müstakil bir mutasarrıflığa, 1878 yılında ise vilayete dönüştürüldü. Yapılan bütün bu düzenlemelerin ardından Palu, 1867 yılından 1881 yılına kadar Diyarbekir Vilayeti’ne ve Ma’mûratü’l-Aziz Sancağı’na; 1881 yılından 1883 yılına kadar da Ma’mû-ratü’l-Aziz Vilayeti ve Ergani Sancağı’na bağlı bir kaza oldu. 1883 yılından itibaren Diyarbekir Vilayeti ve Ergani Madeni Sancağı’na bağlı bir kaza olan Palu’nun, bu son idarî statüsü Meşrutiyet’in ilanına kadar devam etti.



Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.